Ayet ve Hadisler İle İlmin Önemi ve Fazileti

   Ayet ve Hadisler İle İlmin Önemi ve Fazileti

Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
Hamd Alemlerin Rabbi Olan Allaha Mahsustur.
Salat Ve Selam Seyidimiz Muhammed Mustafa s.a.v ‘e ve En Hayırlı Olan Aline Ashabına Olsun.
Emma B’ad

Bir Önceki Konumuzda ilmin Nasıl Öğrenileceğini ve Sünnetin önemi hakkında kısa bir şeyler paylaşmıştık.
Şimdi ise inşallah konumuzdan çıkmadan İlmin Önemini ve Faziletini anlatacağız.

Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki İmam-ı Gazali gibi büyük bir Allah Dostu en meşhur kitabı olan dört ciltlik “İhya-u Ulumiddin” kitabında birinci cildini sadece İlmin Önemi anlatmak için hazırlamıştır ki bu kadarı bile yeterli olmamıştır. 
Düşünün yani bir cildi bin sayfa mı neAma yine de anlat anlat bitmez.
Hani derler ya anlatılmaz yaşanır diye, işte tamda bu böyle.
İnsanın bu İlmin Lezzetini tatması lazımdır.
İlim o kadar güzel bir şey ki insan her bir şey aldıkça huzur buluyor, her gün kendini Allah’a daha yakın hissediyor. Zaten “İlim İki Kişi Arasındadır” (Gavlu Ulema) denilmiştir. Bir de İlim arkadaşlarınla beraber bir şey öğreniyor, her saniye zikir yapıyormuş gibi ecir, sevap ve hasenat kazanıyorsun.
Sonra Alim oluyorsun İnsanlara öğrendiklerini öğretiyorsun…
Kalbi mühürlenmemiş(1) her kişi bu ilmin tadını bir kere aldığında kendisinde bağımlılık yapar, içi yanar ve bu ilme dair içinde bir Aşk, Muhabbet ve Feyiz oluşur.

Şimdi ne kadar anlatsak ta, biz neyiz ki bizim sözümüz bir şey olsun bu yüzden Ayetlerden ve Hadislerden sizlere anlatacağız inşallah.

“Son zamanlarda ilim çağı, ilim cemiyeti gibi tabirler yaygınlık kazandı. İnsanlığın ortak otomasyon devrini de bırakıp ilim çağına geçtiği, geleceğin insanlığının ilim cemiyeti meydana getireceği söylenmektedir.

Bütün bu ifadeler ilmin ehemmiyetini  vurgulamaya yöneliktir. İlim her devirde insanlık için gerekli olmuş, ilimle mücehhez insanlar ve cemiyetler, ilmen  geri olanlara dâima üstünlüklerini korumuşlardır. Eğer, insanlık tarihi, ilim mikyasıyla bir  taksime tabi tutulacak ve illa da bir ilim devrinden bahsedilecekse, kanaatimizce bunu Kur’an vahyi ile başlatmak gerekir. Beşeriyete “Oku!” diye başlayan risalet-i Muhammediye böyle bir devreyi başlatmış, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer 9); “Allah içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin…” (Mücadele 11) gibi pek çok âyetlerle ilmin yüceliğine dikkat çekmiş, dünyayı isteyene de, âhireti  isteyene de, hem dünya hem âhiret her ikisini de isteyene hep ilmin  kesbedilmesini tavsiye etmiştir.

İslam dışı dünya, ilme olan ciddî ve alarmant çağrısını son yıllarda ele alarak geleceğin bir ilim çağı olacağını söylemiştir.”

 

ـ4102 ـ1ـ عن أبي أمامة رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: ]ذُكِرَ لِرَسُولِ اللّهِ # رَجَُنِ عَابِدٌ وَعَالِمٌ. فقَالَ: فَضْلُ الْعَالِمِ عَلى الْعَابِدِ كَفَضْلِي عَلى أدْنَاكُمْ[. أخرجه الترمذي وصححه .

  1. (4102)-Ebu Ümâme (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a biri âbid diğeri âlim iki kişiden bahsedilmişti.

“Âlimin âbide üstünlüğü, benim sizden en basitinize olan üstünlüğüm gibidir” buyurdu.” [Tirmizî, İlm 19, (2686).]

ـ4103 ـ2ـ وفي رواية له: ]ثُمَّ قَالَ: إنَّ اللّهَ تَعالى وَمََئِكَتَهُ وَأهْلَ السَّمَواتِ وَأهْلَ ا‘رْضِ حَتّى النَّمْلَةَ فِى جُحْرِهَا وَالْحِيتَانَ فِي الْبَحْرِ يُصَلُّونَ عَلى مُعلِّمِ النَّاسِ الخَيْرَ[ .

  1. (4103)-Yine Tirmizî’nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: “…Aleyhissalâtu vesselâm sonra buyurdular ki: “Allah Teâlâ Hazretleri, melekleri, semâvat ehli, deliğindeki karıncaya, denizindeki balıklara varıncaya kadar arz ehli, halka hayrı öğretene mağfiret duasında bulunur.” (Hadis Tirmizî’nin aynı babındadır.)

ـ4103 ـ2ـ وفي رواية له: ]ثُمَّ قَالَ: إنَّ اللّهَ تَعالى وَمََئِكَتَهُ وَأهْلَ السَّمَواتِ وَأهْلَ ا‘رْضِ حَتّى النَّمْلَةَ فِى جُحْرِهَا وَالْحِيتَانَ فِي الْبَحْرِ يُصَلُّونَ عَلى مُعلِّمِ النَّاسِ الخَيْرَ[ .

   1- Burada Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), Aliyyu’l-Kârî’nin açıklamasına göre, âbid’le farz ibadetlerini yapabilecek kadar ilmi olup, kâmil şekilde ibâdetini yapan kimseyi; âlimle de, ibadetlerini eksiksiz yapmakla birlikte ulûm-ı şer’iyyeyi  iyi bilen kimseyi kastettiğini belirtir.

   2- Âlimin şerefce âbide üstünlüğü, Resulullah’ın şerefce en âmi bir sahâbîye üstünlüğüne teşbih edilmiştir. Aliyyu’l-Kârî der ki: “Burada Aleyhissalâtu vesselâm ilmin faziletini beyanda, mübâlağa üslübuna yer vermiştir. Zira, “…benim, en âlanıza üstünlüğüm gibidir” demiş olsaydı, bu ifade de ilmin fazilet ve şerefini belirtmede kâfi idi…”

ـ4104 ـ3ـ وعن ابن عباس رَضِيَ اللّهُ عَنْهما قال: ]قالَ رَسُولُ اللّهِ #: فَقِيهٌ وَاحِدٌ أشَدُّ عَلى الشَّيْطَانِ مِنْ ألْفِ عَابِدٍ[. أخرجه الترمذي .

  1. (4104)-İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Tek bir fakih, şeytana bin âbidden daha yamandır.” [Tirmizî, İlim 19, (2083).]

Burada fakîhin şeytan tarafından çok zor aldatılacağı ifâde edilmektedir. Çünkü fakih ilmiyle şeytanın aldatmalarına, iğvalarına kapılmaz, üstelik halka hayrı emreder, şeytanın hileleri hususunda halkı aydınlatır.

Bin rakamından murad, kesret yani çokluktur. “Ne kadar çok olursa olsun âbidlerin aldatılmasında şeytan zorluk çekmez’ ma’nâsındadır. Âlimler bunun sebebini şöyle açıklar: “Çünkü şeytan, insanlara ne zaman bir heva kapısı açar ve kalplerinde bir kısım şehvetleri uyandırır ve câzip hale getirirse onun hîlelerini bilen fakîh, doğru yolda gitmek isteyen, hayrı taleb eden sâlihlere şeytanın açtığı bu kapıyı kapatmanın yollarını öğretir ve böylece şeytanı hüsrana uğratır, gayesini boşa çıkarır. Âbid ise, ibadetle meşguliyeti sebebiyle, şeytanın hîlelerinden gâfil olabilir.” Şevkânî bazılarınca zayıf sayılan şu hadîsi kaydeder: “Allah indinde din ilmi kadar faziletli bir şey yoktur. Tek bir fakih, şeytana bin âbidden daha yamandır. Her şeyin bir direği vardır. Bu dinin direği fıkıhtır.” Sehavî, farklı tariklerden geldiği için, el-Makâsıd’da, “hadîsin güçlendiğini” söylemiştir.(2)

Rabbimizin Tevfik ve İnayetiyle…

————————————————————————————————————————-

  1. (Sigara bırakmak isteyene altı ay yoğurt vb. şeyleri  yemesi  söyleniyor, çünkü insan vicudu altı ayda bir kendini yeniler bu yüzden altı ay yoğurt, süt ve süt ürünleri ye diyorlar ki o nikotin bir nemze gitsin diye,Böyle kimseler tövbe etmeli ve bir daha yapmamak üzere pişman olmalıdır.
  2. Yapamıyorsa bir Mürşid’in elinden tutmalı tövbe etmelidir.
  3. İşte insanda haram yiye yiye bir süre sonra her yeri haram oluyor, nefsi tabiri caiz ise öküz gibi oluyor. Tabi bu tek haram yemekle değil,  harama bakmak, haram işler yapmak ve her anını haramla geçirmekte kalbin mühürlenmesinde çok büyük etkileri vardır.

2: İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 11/482.

Comments

This post currently has one response

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kenar Çubuğu