Rivayet olunduğuna göre nebîler sultani Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) yanındakilere, dünyadaki padişahlara birer mektup yazip Islâm’a davet edeceğini bildirmişti. Ashaptan bazıları padişahların mühürsüz mektuplara itibar etmediklerini bildirmesi üzerine, bir mühür kazdırılmasını emir buyurdu. Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) ismi yazılmış olan kaşı, taşı, akik olmak üzere gümüşten bir mühür yapılıp getirildi. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) yazılan o mektuplara bastıktan sonra yüzük gibi olan mührü parmaklarına takarlar, helâya giderken üzerindeki ibareye tâzim için çıkarmayı âdet haline getirmişlerdi. Bir rivayette mührün kaşının da gümüşten olduğu bildirilmiştir.

Rivayetlerden Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi vesellem), biri akik taşindan diğeri sırf gümüşten iki mührü olduğu anlaşılıyor.

Evrak mühürlemek gerektiğinde, çıkarıp mühürlerler, işi bitince parmağına takarlardı. Mührün yazısında üç farklı rivayet olsa da bunlardan en çok kabul edileni aşağıda ilk olarak verilendir:

“Muhammedün resûlullah” ibaresi üç satır halinde, birinci satır “Muhammed”, üstünde “Resûl”, en üstte “Allah” kelimesi vardı. 2. “Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah.” 3. “Bismillâhirramânirrahim.”

Enes b. Málik (radıyallahu anh] rivayet ediyor: Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) gümüşten mührü vardı, kaşı Habeş taşı idi. Bu taş Habeş’ten (veya Yemen) gelirdi.

İbn Ömer (radıyallahu anh) rivayet ediyor: Muhakkak Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) gümüşten bir yüzük kullanmıştır. Onunla, yazılan mektuplar, mühürler, parmağına takmazdı.

Mirek Şah, “Mektuplara mührü parmaklarından çıkarıp koyar, sonra yerine takardi, parmağında iken mühürlemezdi. Mührü süs olarak değil gerektiği için kullanırdı” demiştir.

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh], “Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) yüzüğü ve kaşı gümüştendi” buyurdu.
Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi vesellem) birkaç mührü olduğu anlaşılmaktadır.

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh] anlatıyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) padişahlara mektup yazmak istediği sırada kendilerine, “Ey Allah’ın elçisi! Yabancı melikler mühürsüz mektup kabul etmezler” dendi. O da mühür yaptırdı. Ben Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi vesellem) avucunda yüzüğün beyazlığını görüp durur gibiyim.

Bu anlatılanlardan Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) mührü parmağına taktığı anlaşılıyor. Alim kişiler gümüşten yüzük, gümüşten mühür kullanırlarsa kaşını avuç içi tarafına getirmeli, süs için takıldığı vehmi böylece bertaraf edilmiş olur.

Enes b. Mâlik (radıyallahu anh] ivayet ediyor: Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) mührünün nakşında (kaşı) birer satır halinde, “Muhammed-Resûl-Allah” yazılı idi.

Bazı rivayetlerde yüzüğün kaşında “Bismillâh, Muhammed, Resûlullah” yazılı olduğu bildirilmiştir. Ancak doğru olan Tirmizi’nin rivayetidir.

Enes (radiyallahu anh] anlatıyor: Muhakkak Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi vesellem) kisrâ, kayser ve necâşiye mektup yazdı. Ona, “Bunlar mühürsüz mektup kabul etmez” denmesi üzerine, Resûlullah Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bir yüzük döktürdü. Halkası (kaşı) gümüştü. Buna “Muhammedün resûlullah” kazıldı.

Hadisçilerin rivayetlerinden üç mektup yazıldığı anlaşılmaktadır. Bu mektuplardan biri kisrâya gönderildi. Acem hükümdarı kisrâ, inadından daveti kabul etmediği gibi mübarek mektubu parça parça etti. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bunu duyunca, “Allahım onun mülkünü parça parça eyle ve perişan et” buyurdu. Hz. Ömer zamaninda Acem mülkü müslümanların eline geçti. Ikinci mektup Bizans hükümdarı kaysere gönderildi. Kayser mektup eline geçince sakladı, Müslümanlığı kabul etti, lâkin askerlerinin kendisini öldüreceğini bildiği için açıklayamadı. Üçüncü mektup Habeşistan hükümdarı olan necâşiye gönderildi. Mektubu alınca necâşi iman etti ve Peygamberimiz’e [sallallahu aleyhi vesellem) hediyeler gönderdi

Enes (radıyallahu anh] şöyle söylüyor: Muhakkak Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) helaya gideceği sırada mühürlü yüzüğünü çıkarırdı.

Kişinin yüzüğünde “Abdullah, Abdurrahman, Muhammed, Ahmed, Musa, Ibrahim” gibi Allah’ın ya da peygamberlerden birinin adı varsa helaya girerken yabanda da (sahrada) olsa yüzüğünü çıkarmalı. Unutup orada hatırına gelmişse avcu içine almalı veya cebe koymalı. Koymamak mekruhtur; bazıları ise haram olduğunu ileri sürmüşlerdir.

İbn Ömer (radıyallahu anhjanlatıyor: Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) gümüşten bir mühür edinmişti. Elindeydi, sonra sırasıyla Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman kullanmışlardı. Eris Kuyusu’na düşünceye kadar yazısı “Muhammedün resûlullah” idi.

Buhâri’nin rivayetine göre Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi vesellem) mührünü üç halife parmaklarına takmışlar, gerektiğinde hükümdarlara gönderilecek yazılara basmışlardı. Hz. Osman (radıyallahu anh) (Medine’de Kubâ’ya yakın yerdeki bahçesinin) Eris adlı kuyusuna duşürdü. Üç gün aradılarsa da bulamadılar.

🔥0 Defa Okundu

Yorumlarınızı bekliyoruz...